30 Kasım 2014 Pazar
Madalya Adayları. ..
Çalışma hayatına başladığımız andan itibaren öyle tiplerle karşılaşırız ki ağzımız açık kalır. Ve hiçbir zaman tasvip etmediğim karakter yoksunu bu şahsiyetler iş hayatında çoğunlukla zirveye yerleşir. Asla kimseye değer vermemekle beraber kendinden bir üst kademede yöneticileriyle arayı sıkı tutar, yaranabilmek adına her şaklabanligi yapar aynı zamanda aynı kişinin kuyusunu kazmaktan geri kalmaz. Çalışma arkadaşlarını her fırsatta şikayetyet ederki yaptığı yalakaliklari ikiyüzlülük le taçlandırsın.Kendine rakip gördüğü arkadaşının açığını yakalayabilmek uğruna öyle buyuk bir azimle çalışırken acaba bu arkadaş kendine madalya takılacak mı sanıyor demekten kendinizi alamazsınız.
O kadar çirkin örnekleri varki hangisinden başlasam bilemedim şimdi. Ben iyisi en nefret ettiğim tiplemeden başlayayım. Ve karşınızda madalya adayları;
* Bildiğiniz üzere birçok iş yerinde çay servisi , temizlik hizmeti yapan çalışma arkadaşlarımız vardır. Onlarda hepimiz gibi çalışarak evine ekmek götürmek derdindedir. Madalya peşinden koşan o çirkin şahsiyetler kendilerine en kolay lokmasını bulmuştur kendince. Çıkarlarıyla uyustugu kişilerle gayet nazik konuşabilen bu şahıslar onlara karşı bir böcekmis gibi her türlü ezici davranışta bulunmaktadır. Emir cümleleriyle konuşur onlarla.(Git şurdan şunu al, hadi bana şunu kapta gel gibi utanmasa donunu bile aldırır!) Özellikle yönetici vasfim var gösterisi yapabilmek için bak şuraya temiz değil böyle şey olurmu ya diyerekten artistik bir ruh haline girer, fırsat buldukça yöneticisi veya patronuna şikayet ederler. Ne yazıkki bu tipler kendileri gibi kişiliksiz patronları tarafından pek bir sevilirler.
Sırf şubedeki prizin yerini bulamadı diye şikayet edilen ve bu yüzden patron tarafından olmadık hakarete maruz kalan, yaşı azar işitme konumunu çoktan geçmiş ,temizlik görevlisi iş arkadaşımın düştüğü duruma bizzat şahit oldum. Kendi adıma onu şikayet eden kişiyi o günden sonra insan yerine almadım. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dememeli asla,gün gelir o yılan sizide sokar! Bir priz yüzünden karşısındaki insanı çocuk gibi azarlayan patronla da çalışmadım. Allah a şükür çalışanlar her yerde para kazanır. Sırf para için insan taklidi yapan kendini bilmezlerle aynı ortamı paylaşmanın anlamı yok. Ne malum aynı haraketleri banada yapmayacağı.
*"Güçlüğe hemen hemen her insan dayanabilir fakat onun karakterini sınamak istiyorsanız ona yetki verin. " demiş Abraham Lincoln. Ne güzel söylemiş, diline sağlık. Kendilerini ben yetkiliyim sıfatıyla kaf dağının tepesinde görerek bıyık altından ya da alenen çalışma arkadaşlarına her türlü ezici davranışta bulunmayı görev bilirler. Yanlış anlaşılmasın aralarında nadirde olsa durduğu yeri hakeden değerli insanlarda vardır muhakkak ,onlardan bahsetmiyorum tabiki. Bu tipler genelde yetkili olmanın insanlara bağırıp çağırarak, emrederek ve dahi onları yalancı konumuna getirip küçük düşürmek olduğunu sanacak kadar basittir. Kendilerine yanlış davrandığını dile getirdiğinizde sizi saygısız adleder ve biletinizi kesmek üzere hemen kolları sıvarlar. Kendi üstlerine iyi yönetici olduğunu böylelikle ispat ettiğini düşünürler. Eğer onun bir üst yetkiliside böyle bir kalitesizliği kabul edebilcek kadar basitse yapılacak hiç bir şey yoktur. Yani ya bu deveyi güdersiniz ya bu diyardan gidersiniz. Gütmeyin arkadaş!
Ben bunlardan çok örnek gördüm malesef. Ama içlerinde öyle biri vardı ki diğerlerinin onun yanında başarısı tartışılamaz. Madalya yarışında hepsini geride bırakır. Neden mi? Şimdi bu yetkili Kişinin en büyük özelliği kimseye güvenmediğini hergün dile getirirmekti ve tüm çalışan arkadaşlarına Müslüman oldukları için kalitesiz olduklarını hatırlatırdı. Kendisi sanırsın fransız! Temizlik görevlisi arkadaşın akrabasını küfür ederek şubeden kovduğunu hiç utanmadan anlatması seviyesizliğin bu kadarına pes dedirten cinsteydi. Kurumsal bir firmada yetkili ama karakter yoksunu bu tiplemeye tahammül etmek benim için olanaksız dı. Çalışma arkadaşlarımı şikayet etmek prensiplerime aykırı olduğundan istifa ettim. Kesinlikle pişman değilim aynı zamanda. Belki mükemmel biri olmayabilirim ama birinden rahatsız olmak için asla illa gelip bana direk hakarette bulunmasını beklemedim. Asla para uğruna kimseye kendimi ezdirmedim. Heleki kendi dinini , milletini küçük gören biriyle aynı ortamı paylaşmak ne mümkün. Arkadaşlarım giderken onu şikayet etmemi rica ettiler. Etmem! Bana göre o insanla halen aynı ortamı paylaşmaları büyük hataydı . Hep birlikte istifa verseler onun gibiler dersini alacaktı .
* Kompleksliler var birde. Çalışma arkadaşı çok güzel ve dikkat çekici biriyse nedenini hiç anlamadım ama rahatsız olurlar. Sanki güzel olan arkadaşının ayağını kaydırirsa onun güzelliği kendine verilecek. Birde üzerine o güzel arkadaşı başarılıysa hemen kuyusu kazılmalidir ona göre. Bu arada o güzel çalışma arkadaşından yüz bulamadı diye biletini kesmeye çalışan karşı cins yarışmacı da çabası. Kim demiş güzellik her kapıyı açar diye. Güzellik iş hayatında bir dezavantajdır. Patron yada müdürle özel bir münasebetin yoksa tabi. Mesela bankalarda evli çiftler aynı şubede bulunamaz. Çok doğru bir tutumdur bana göre.
Anlatmadan geçemiycem. Çalıştığım bir kurumda çok güzel bir iş arkadaşım vardı. Eşinden ayrılmıştı ve birde kız çocuğuyla beraber hayat mücadelesi veriyordu. Kendisinin bu çabasını takdir ediyordum. Bazıları ondan çok rahatsızdi. Biri güzelliğini kıskanıyordu diğeri elde edemediği için çamur atıyor ve diğerleri de kurdukları gruba yalakalik olsun diye türlü çirkinlikler yapıyordu. Ve hatta böyle densizliklere karşı ciddiyetimi gayet net göstermeme rağmen banada alenen onu dışlamami söylediler. Bu nasıl bir edepsizlikti ve en kötüsü hiç utanmadan açık açık tehdit ediyorlardı. Çalışma hayatım boyunca beni en çok üzen durumdur. Ben tabiki kabul etmedim böyle bir şeyi .Benim hayatımın merkezi o iş yeri değildi, asla olamaz! Ve başardılar! Kovdurdular onu! Bu nasıl bir ... Bunu yapanları tarif edecek kelime bulamıyorum!
* Primle çalışan arkadaşlar vardır birde. Onlardan bazıları kendinden yüksek prim alanı hazmedemezler. Türlü hilelerle ve hatta satışlarını çalarak yada çaktırmadan engel olarak rakiplerini imha etmeyi bir borç bilirler. Sanki dersin çalışma arkadaşı satış yapamayınca yada kovulunca onun maaşını kendine verecekler. Ve her nedense satış işi yapanlara çoğu kurumda yarış atı muamelesi yapılır. Satış yapabilmek mühim bir kabiliyetken maalesef ülkemizde ayaklar altındadır. Bu konu çok uzun bir konu sadece bunu söylemeden geçmek istemedim.
Daha söylenecek çok şey var ama destan yazmam gerekir. Kısacası arkadaşlar bu insan kılığında dolaşanlara prim verilmesinden hep rahatsız oldum. Kendi çapımda birşeyler yapmaya çalıştım. Tüm bunları anlatıyorum çünkü bir çözüm olsun isterdim. Ama çözüm Yoksa da en azından yeni nesil arkadaşların bu basitliklere müsade etmemesini diliyorum.
Madalyalarınızı taktiniz belki ama bilinki hiç bir kötülük bu dünyada cezasız kalmayacaktir. Ve diyorumki; Dikkat ediniz! Şeytanlar zannedildiği gibi geceleri dolaşmaz, çoğu gündüzleri yanıbaşımizdadir.
Bu Şeytanlara uymayan arkadaşlara ,evladını kimseyi ezmeyecek ve kendinide ezdirmeyecek aynı zamanda kimsenin hakkını yemeyecek bireyler olarak yetiştiren ailelere saygılarımı sunuyor ve iyi yolculuklar diliyorum. .
25 Kasım 2014 Salı
Kadın Olmanın Bedeli
Gün günden daha da büyüyen bir yarayla duyarlı insanlarımızın sesleri yükseliyor "kadına şiddete hayır!" Kadına şiddetten bahsedilince akıllara hemen dayak yediği yada öldürüldü geliyor öyle değil mi? Oysa kadına şiddet sadece fiziksel şiddetten ibaret değil. Kadın birtek kocasından şiddet görmüyor. Bu durumun net olarak görünen kısmı . Öte yandan herkes tarafından dikkat çekmeyen , çokça dile getirilmeyen öyle çok şey varki. .. Kısacası kadın Olmanın bedeli çok ağır.
Bazı kadınlar anne karnında dahi şiddete maruz kalıyor bence, sırf kız çocuğu olacak diye
üzülen aileler yok mu mesela? Onlardan başlayalım önce. Çocuk bunu hissetmiyor mu?
Biri erkek diğeri kız evladı olan bir ailenin kız çocuğuna erkek kardeşi İçin "o erkek o
dağıtıyorsa sen toplayacaksin." dediğine şahit oldunuz muhtemelen. Ve ya "o erkek gider gezmeye sen otur." derken kız çocuğuna aslında şiddet uygulandığı ve kadına şiddetin
doğal gösterildiğini fark ettiniz mi? Universiteye gidecek bir genç kıza " sen gidemezsin
deyip." onu okuma hakkından mahrum bırakan aile şiddet uygulamiyor mu?
Bir arkadaşım bize misafir gelmişti. Daha henüz içeri girmişti ki telefonu çaldı. Arayan abisiydi "gel hemen bana sofra kur. " dedi. Arkadaşım çaresiz kalktı ve sofra kurmaya gitti. Düşünün Bakırköy'den Zeytinburnu'na sadece sofra kurmak için geri döndü! Eğer gitmeseydi dayak yiyecekti, gitmeseydi kız olduğu için onu hiç öpmeyen annesi
kim bilir neler söyleyecekti. Eğer gitmeseydi belki de uzun süre dışarı çıkmaması söylenecek, cezası verilecekti. Basit bir olay mı sizce? Hayır değil ,olamaz! Bu şiddet ! Şiddet!
Ve bu çocuğa şiddet değil, bu kadına şiddet! Çünkü temel unsur onun cinsiyetiydi! O sırf kız olduğu için bunu yaşadı! Sorunun başlangıç noktası bu işte! Farkinda mısınız kadın Olmanın bedelinin?
Çalışma hayatına başladığı andan itibaren kadın yine şiddet altında. Nasıl mı? Sen kadınsın
o işi yapamazsın mesela. Yada başarılı bir iş çıkarmışsan "kadın olma avantajını kullandı kesin."denilir mesela. Bu şiddet değil de nedir? Kadın Olmanın bedeli!
Bir erkek arkadaşın var yemeğe çıktın , en basitinden iş yemeği belkide sadece. Ama herkes altında birşey arar. "Bak görüyor musun böyle bir yerlere geldi demek işinde" yada "bilmem kimin kızı orda burda erkeklerle fink atıyor." denilir ve şak diye etiket takılır. Erkek için "helal olsun, taş gibi hatunu kapmış"denirken, kadın için "o.. olmuş bu be yazık " denilir.Ve bunun gibi bir dünya örnek. Kadın Olmanın bedeli!
Binbir türlü umutla , mutluluk hayalleriyle evlenirsin. Tek istediğin sıcak bir yuva, sana saygı duyan ,seven bir eş. Halbuki senden istenilen sadece bu mu? Hayır sen evlendiysen potansiyel hizmetçi olarak görülürsun artık! Çalış yada çalışma farketmez, kadınsın sen ,hertürlü hizmeti yapmak mecburiyetindesin. Sen yemeği yapacak, çamaşır yıkayıp temizlik yapacak , çocuk doğuracak, çocuğu bakacak gerekirse aynı zamanda işe gidip gelecek ama asla yoruldum demeyeceksin. Erkek bunları yapmak zorunda değil , o evin kirasını ve faturaları ödedi mi yeter! Sen ondan yardımcı olmasını istemeyeceksin o erkek! Eğer yardımcı olmuyorsa susup oturacak, çok konuşmayacaksin.
Konuşursan dayak yersin! Seni aşağılar ve cevap verirsen, ona sende yardımcı olmak zorundasın dersen dayak yemen gayet doğaldır. Bu sadece kocandan değil , onun ailesinden ve hatta kendi ailenden dahi aldığın tokat gibi cevap, şiddet değil mi? Dikkat
edin bu cevabı verenler arasında kadınlar var!Tek suç erkeğin mi?
Erkek arkasına aldığı bu güçle her hakkı görür kendisinde! Kadına fiziksel şiddette uygular,
ekonomik şiddette ve dahi psikolojik şiddette!
Kadını döver de ,öldürür de olmadı parasız bırakır ekonomik şiddet uygular daha da olmadı "sen şişmansın yada çirkinsin " gibi sözler söyler psikolojik şiddet uygular. Artık ne yapsa doğal gelir ona!
Çocuk olduğunda da durum değişmez. Çünkü zihniyet hep aynıdır. Çocuk ister istemez olanlara sahit olur, annesine bunun yapılmasını kabullenemez. Psikolojisi bozulur, türlü sorunlar yaşar fakat en nihayetinde rol model babasının yaptıkları zamanla çocuğuna işler ve onun içinde doğaldır herşey artik! Ve yüksek ihtimalle oda büyüdüğünde aynısını yapacak veyahut kız çocuğu ise oda annesi gibi şiddete maruz kalmaya mahkum edilecek ve dahi bunun doğal olduğunu sanacak. Öğretilen budur ona, ne üzücü! Kadın Olmanın bedeli budur!
Ve sonuc olarak bu şiddet döngüsü böyle devam eder. Biz her ne kadar meydanlarda "kadına şiddete hayır! " diye haykırsak da sorunun temelinden başlayarak çözümler üretilmedikce ve bu çözümler uygulamada başarılı olmadıkça bir anlamı yok. Bugün kadınların şiddete uğradığında gerek toplumda aşağılanmasi , gerek yetkili merciilere gittiğinde yeterli destek bulamamasi büyük bir gerçek! Pek çok kadın küçük görülme kaygısıyla bence çok da haklı olarak şiddete uğradığında dile getirememekteyken birşeyler
yapmalı sonuc almadikca susmamaliyiz!
Kadın olmanın bedeli değil, kadın olmanın ödülü diyebileceğimiz gunlerin umuduyla tüm kadın ve erkeklerin herşeyden önce insan olmanın verdiği duyarlılıkla mücadeleye çok daha sıkı devam etmesini diliyorum. Daha önce de hep söylediğim gibi tüm sorunların temelinde insana sadece insan olduğu için değer vermemek yatıyor.
Bu arada kadına kıymet veren, onların da insan olduğunu unutmayan erkeklere ve kadın olduğunu unutmayan ve kadın haklarını ne olursa olsun savunan kadınlara saygılarımı sunuyor ve iyi yolculuklar diliyorum.
Bazı kadınlar anne karnında dahi şiddete maruz kalıyor bence, sırf kız çocuğu olacak diye
üzülen aileler yok mu mesela? Onlardan başlayalım önce. Çocuk bunu hissetmiyor mu?
Biri erkek diğeri kız evladı olan bir ailenin kız çocuğuna erkek kardeşi İçin "o erkek o
dağıtıyorsa sen toplayacaksin." dediğine şahit oldunuz muhtemelen. Ve ya "o erkek gider gezmeye sen otur." derken kız çocuğuna aslında şiddet uygulandığı ve kadına şiddetin
doğal gösterildiğini fark ettiniz mi? Universiteye gidecek bir genç kıza " sen gidemezsin
deyip." onu okuma hakkından mahrum bırakan aile şiddet uygulamiyor mu?
Bir arkadaşım bize misafir gelmişti. Daha henüz içeri girmişti ki telefonu çaldı. Arayan abisiydi "gel hemen bana sofra kur. " dedi. Arkadaşım çaresiz kalktı ve sofra kurmaya gitti. Düşünün Bakırköy'den Zeytinburnu'na sadece sofra kurmak için geri döndü! Eğer gitmeseydi dayak yiyecekti, gitmeseydi kız olduğu için onu hiç öpmeyen annesi
kim bilir neler söyleyecekti. Eğer gitmeseydi belki de uzun süre dışarı çıkmaması söylenecek, cezası verilecekti. Basit bir olay mı sizce? Hayır değil ,olamaz! Bu şiddet ! Şiddet!
Ve bu çocuğa şiddet değil, bu kadına şiddet! Çünkü temel unsur onun cinsiyetiydi! O sırf kız olduğu için bunu yaşadı! Sorunun başlangıç noktası bu işte! Farkinda mısınız kadın Olmanın bedelinin?
Çalışma hayatına başladığı andan itibaren kadın yine şiddet altında. Nasıl mı? Sen kadınsın
o işi yapamazsın mesela. Yada başarılı bir iş çıkarmışsan "kadın olma avantajını kullandı kesin."denilir mesela. Bu şiddet değil de nedir? Kadın Olmanın bedeli!
Bir erkek arkadaşın var yemeğe çıktın , en basitinden iş yemeği belkide sadece. Ama herkes altında birşey arar. "Bak görüyor musun böyle bir yerlere geldi demek işinde" yada "bilmem kimin kızı orda burda erkeklerle fink atıyor." denilir ve şak diye etiket takılır. Erkek için "helal olsun, taş gibi hatunu kapmış"denirken, kadın için "o.. olmuş bu be yazık " denilir.Ve bunun gibi bir dünya örnek. Kadın Olmanın bedeli!
Binbir türlü umutla , mutluluk hayalleriyle evlenirsin. Tek istediğin sıcak bir yuva, sana saygı duyan ,seven bir eş. Halbuki senden istenilen sadece bu mu? Hayır sen evlendiysen potansiyel hizmetçi olarak görülürsun artık! Çalış yada çalışma farketmez, kadınsın sen ,hertürlü hizmeti yapmak mecburiyetindesin. Sen yemeği yapacak, çamaşır yıkayıp temizlik yapacak , çocuk doğuracak, çocuğu bakacak gerekirse aynı zamanda işe gidip gelecek ama asla yoruldum demeyeceksin. Erkek bunları yapmak zorunda değil , o evin kirasını ve faturaları ödedi mi yeter! Sen ondan yardımcı olmasını istemeyeceksin o erkek! Eğer yardımcı olmuyorsa susup oturacak, çok konuşmayacaksin.
Konuşursan dayak yersin! Seni aşağılar ve cevap verirsen, ona sende yardımcı olmak zorundasın dersen dayak yemen gayet doğaldır. Bu sadece kocandan değil , onun ailesinden ve hatta kendi ailenden dahi aldığın tokat gibi cevap, şiddet değil mi? Dikkat
edin bu cevabı verenler arasında kadınlar var!Tek suç erkeğin mi?
Erkek arkasına aldığı bu güçle her hakkı görür kendisinde! Kadına fiziksel şiddette uygular,
ekonomik şiddette ve dahi psikolojik şiddette!
Kadını döver de ,öldürür de olmadı parasız bırakır ekonomik şiddet uygular daha da olmadı "sen şişmansın yada çirkinsin " gibi sözler söyler psikolojik şiddet uygular. Artık ne yapsa doğal gelir ona!
Çocuk olduğunda da durum değişmez. Çünkü zihniyet hep aynıdır. Çocuk ister istemez olanlara sahit olur, annesine bunun yapılmasını kabullenemez. Psikolojisi bozulur, türlü sorunlar yaşar fakat en nihayetinde rol model babasının yaptıkları zamanla çocuğuna işler ve onun içinde doğaldır herşey artik! Ve yüksek ihtimalle oda büyüdüğünde aynısını yapacak veyahut kız çocuğu ise oda annesi gibi şiddete maruz kalmaya mahkum edilecek ve dahi bunun doğal olduğunu sanacak. Öğretilen budur ona, ne üzücü! Kadın Olmanın bedeli budur!
Ve sonuc olarak bu şiddet döngüsü böyle devam eder. Biz her ne kadar meydanlarda "kadına şiddete hayır! " diye haykırsak da sorunun temelinden başlayarak çözümler üretilmedikce ve bu çözümler uygulamada başarılı olmadıkça bir anlamı yok. Bugün kadınların şiddete uğradığında gerek toplumda aşağılanmasi , gerek yetkili merciilere gittiğinde yeterli destek bulamamasi büyük bir gerçek! Pek çok kadın küçük görülme kaygısıyla bence çok da haklı olarak şiddete uğradığında dile getirememekteyken birşeyler
yapmalı sonuc almadikca susmamaliyiz!
Kadın olmanın bedeli değil, kadın olmanın ödülü diyebileceğimiz gunlerin umuduyla tüm kadın ve erkeklerin herşeyden önce insan olmanın verdiği duyarlılıkla mücadeleye çok daha sıkı devam etmesini diliyorum. Daha önce de hep söylediğim gibi tüm sorunların temelinde insana sadece insan olduğu için değer vermemek yatıyor.
Bu arada kadına kıymet veren, onların da insan olduğunu unutmayan erkeklere ve kadın olduğunu unutmayan ve kadın haklarını ne olursa olsun savunan kadınlara saygılarımı sunuyor ve iyi yolculuklar diliyorum.
21 Kasım 2014 Cuma
Özel Sektör Köleleri
Sabah dokuzda iş günü başlıyor. Çıkış saati formalitede belli ama gerçekte patronun o günkü isteğine bağlı. Aman ha boş durduğunu görmesin sinirlenirse maaşlar hayal olabilir yada izin kullanamayabilirsin yada ömür boyu izin verme olasılığı çok yüksek tabi herhangi bir ücret almaksızın. Öğle yemeği geldiğinde bir kaplan kadar hızlı olabilmen lazım. Patron
için oldukça gereksiz olan bu eylem 10 dakikayı geçerse sonu kovulmaya kadar gidebilir dolayısıyla uzun bir süre aç kalabilirsin. Gün içinde tuvalet ihtiyacın varsa altına kaçırıncaya kadar sabretmeli asla zamandan zarar ettirmemelisin. Telefonun çaldıysa çok acil olsada açma. Sonucta unutmamak lazım patron her dakikana para sayıyor. Akşam oldu sözde iş çıkış saati geldi sakın hemen çıkma patron yada patronun sadık kölesi müdürünün çıkabilirsin komutunu bekle yoksa yarın gelecek bir işin olmayabilir. Yok hastayım, anam öldü, babam kaza yaptı, çocuğun ameliyatı var gibi cümleler ile izin almaya yeltenme bunların hiçbirini patronu soktuğun zarara bahane değil. Senin özelin bunlar izin gününde hallet tabi her hafta izin kullanabilecek kadar şanslıysan. Tam haftada bir gün olan iznin gelmiştir ki yarın izin kullanmayın önümüzdeki hafta kullanırsinız denilir. Dikkatinizi çekerim rica değil yani yada önümüzdeki hafta iki gün kullanırsınız da değil. Ya kabul edersiniz ya kovulursunuz.Siz bilirsiniz işinize gelirse. Ve kabul ederseniz böylece aylar yıllar geçer eh gücünüz yetene kadar artık.
Maaş zamanı geldi ama o da prosedür tabi. Hemen öyle maaş almak yok. Önce bi 15_20 gün kadar bekleyin bakalım patronunuz o maaşı biraz bankada bekletip kar yapsın öyle değil mi? Sonra bir sonraki maaş diye bir şey olmayabilir. Ve tabii sizin bu başarılı , son derece fedakâr çalışmalarınızdan patronun kazanciyla sizin payınız arasındaki farkıda ben anlatmak istemiyorum aşağıdaki resim anlatsın. .
Sonuç olarak eğer patronun eşi, sevgilisi, metresi yada akrabası değilseniz bu çileleri çekmeye mahkumsunuz. Şansınız ve bitmek bilmez bir sabrınız varsa uzun yıllar sonra e ömrünüzde vefa ederse belki bir yere varırsiniz. Diğer türlü sadece özel sektörün köleleriyiz.
Bu arada yanında çalışan personelin haklarına değer veren emeğinin karşılığını vaktinde ödeyen patronlara eger gercekten varsalar, iyi yolculuklar...
15 Kasım 2014 Cumartesi
Yalnızca insan
Belki de "Kısaca ben "yazımı okuyanlar tuhaf buldular."Ben kim miyim? "Yalnızca insan" bu ne demek dediğiniz muhtemelen olmuştur.Bana göre o kadar büyük anlami varki. ..
Hiç sorduğunuz oldu mu kendinize? Ben gerçekten insan mıyım? Durun kızmayın hemen. Ben çok sordum da o yüzden merak ediyorum. En sonunda cevabı buldum. Bu soruyu kendine fırsat buldukça sorabilen insandır.
Aslına bakarsanız bazılarının bu soruyu kendine çokça sorması gerek. Günümüzde öyle bir noktaya geldik ki işimize gelmeyen her şeye körler gibi bakıyor, sağırlar gibi dinliyoruz. Görmek istemiyoruz etrafımızda olup bitenleri, insan olabilmek için çabalayan insanları dinlemiyoruz. O sanki bir bataklıkta elimizi uzatsak bizi de beraber sürükleyecek çamura!
Son zamanlarda gittikçe artan ve izlerken beni derinden etkileyen, hayat yolculuğunda kendimi de sık sık sorgular olduğum konu; insanları sınıflara ayırmadan eşit davranışlar sergileyen biri miyim?
Kendi adıma bu konuda elimden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyorum. Zengin, fakir, Hristiyan, Müslüman, başörtülü, başı açık ve daha bir sürü sıfat. .. Ne üzücü! bu sıfatlara göre insanlara davranışlarımız değişiyor.Diyeceksiniz ki " Hayatta hep böyle insanlar vardı
. Bu ilk kez olan birşey değil. " Evet ama önceden bu tip kişilikler azınlıktayken artık her yerdeler.
" Ben patronum, emrinde çalışan insanları istediğim gibi aşağılar, hakaret ederim. " diyenlere mi sesleneyim? Yoksa " ben müdürüm bana ters gelen değerlere sahip çıkar hele benden bir adım öne geçecek fikirlere sahip olursan seni yakarım. " zihniyetinde kariyer basamaklarını tek tek tırmananlara mı?
Sırf kendi dini inancı ya da inancını uygulama tarzı farklı diye karşısındaki bireyi dışlayan, ezmeye çalışan, haklarını kısıtlayan ve hatta daha da ileri giderek onları öldürdüğünde dünyadan günahların temizlenecegine inanan birey yada toplumlara mı?
Neden anlamıyorsunuz? Tüm problemlerin temeli insana sadece insan olduğu için değer vermemekte yatıyor. Statümuz, ekonomik durumumuz, dini inancımız, inançlarımızı yaşama tarzımız ne olursa olsun birbirimize saygı duymak zorundayız.
Neden görmuyorsunuz? Bunu yaparak kendi kıyametimizi kendimiz hazırlıyoruz. Ego sahipleri, çıkarları için çalışanlar, para bende güç bendeciler, spor takımı tutar gibi parti tutucular, birbirlerine giyimleriyle burun kıvıran gençler, din ve ya ırk için kan dökenler , internete esir olmuş şahsiyetler...
Siz bunca kargaşaya kendinizi tatmin edebilmek için göğüs gerebilecek kadar güçlü olabilirsiniz ama dünya tüm bu olumsuzlukları kaldırabilecek kadar güçlü değil!
Neden duymuyorsunuz? Dünya yaptıklarınıza karşılık çığlıklarını atmaya başlayalı
çok oldu. Her haykırışında "vah vah çok üzüldük." deyip geçiyor, kendi savaşlarınıza geri dönüyorsunuz. Aslında farkında bile değilsiniz olup bitenlerin. Bir an için çıksanız kimliklerinizden dışarı duyduğunuz çığlıklar sizi insan ederdi.
Daha derine inmek isterdim ama kelimeler yeterli değil , başka şeyler de söylemek isterdim ama haddim değil, sözlerimin hiçbiri hakaret değil ve en oönemlisi sizin gittiğiniz yol yol degil!
Son olarak insanlara yalnızca insan olduğu için değer veren ya da bunu en azından başarmaya çalışanlara iyi yolculuklar. ..
14 Kasım 2014 Cuma
Bir Damla Umut. .
Her kim olursa olsun! Bir damla umut olmasa gönlüne mutluluktan ,kelebek misali kaç gün yaşardı?..Koca dünya yüzünde tek bir kum tanesi yüreğim dost! Üstünden basıp gidenlere rağmen daha kaç gün çarpardı? Inanmaz olurmuyum hiç dost ,güzel günlerin geleceğine birgün...inanmasam günaha bulaşır ,kendine kıyar da toprağa karışır bedenim, kıyama dek bir başıma orda yatardım...
12 Kasım 2014 Çarşamba
Baştan söyleyim. ..
Ben bir profosyonel değilim çok önceden kendi çapımda yazdığım şarkı sözleri dışında hiçbir şey yazmadım. Yazım yanlışları vs hiç şaşırtmasin sizi.Yaptığım ve yapacağım tüm yazim hatalarından dolayı şimdiden okuyuculardan Özür dilerim. Tabi olursa. Yazdiklarim tek bir kişiye bile yardımcı olacaksa ne mutlu bana.Artik ben yola çıktım arkadaşlar.Beni okuyanlara şimdiden iyi yolculuklar.
11 Kasım 2014 Salı
Yazıyorum çünkü. ..
Yazıyorum çünkü benden birşeyler kalmalı geriye.Birilerinin hatırlatması lazım gerçekleri. Hayattaki kisa yolculuğunda insan gozlemlediklerini kendine saklamamali.Birbirimizle paylaşacağımiz onca şey varken gittikçe robotlasan , güçlü olan güçsüzu ezer mantigini edinmiş, kendi çıkarları peşinden koşarken insanlara sadece insan olduğu icin deger verme özelliğini kaybetmiş bir toplumun içinde yalnız yaşıyoruz.
Insanlar parasi yada mevkisiyle seviliyor artik.Durustluk , samimiyet, merhamet gibi özellikler sahiplerinin canını yakmaya yarıyor sadece. Heleki adaletliysen yatacak yerin yok. Bu aci gerçekleri hayretle izlerken yazmaya karar verdim. Duygularimi , dusuncelerimi,hayat hikayelerini, bas ucu bilgilerini, haberleri...Hayata dair ne varsa...Gücüm yetene kadar. Ve biliyorum ki "zaman sonsuz ömür verecek kadar cömert değilken her anımiz paha biçilmezdir".Öyleyse büyük bir servetim var ve kalıcı olmali.ISte bu yüzden yazıyorum.
Insanlar parasi yada mevkisiyle seviliyor artik.Durustluk , samimiyet, merhamet gibi özellikler sahiplerinin canını yakmaya yarıyor sadece. Heleki adaletliysen yatacak yerin yok. Bu aci gerçekleri hayretle izlerken yazmaya karar verdim. Duygularimi , dusuncelerimi,hayat hikayelerini, bas ucu bilgilerini, haberleri...Hayata dair ne varsa...Gücüm yetene kadar. Ve biliyorum ki "zaman sonsuz ömür verecek kadar cömert değilken her anımiz paha biçilmezdir".Öyleyse büyük bir servetim var ve kalıcı olmali.ISte bu yüzden yazıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






