30 Kasım 2014 Pazar

Madalya Adayları. ..


Çalışma hayatına başladığımız andan itibaren öyle tiplerle karşılaşırız ki ağzımız açık kalır.  Ve hiçbir zaman tasvip etmediğim karakter yoksunu bu şahsiyetler iş hayatında çoğunlukla zirveye yerleşir. Asla kimseye değer vermemekle beraber kendinden bir üst kademede yöneticileriyle arayı sıkı tutar, yaranabilmek adına her şaklabanligi yapar aynı zamanda aynı kişinin kuyusunu kazmaktan geri kalmaz. Çalışma arkadaşlarını her fırsatta şikayetyet ederki yaptığı yalakaliklari ikiyüzlülük le taçlandırsın.Kendine rakip gördüğü arkadaşının açığını yakalayabilmek uğruna öyle buyuk bir azimle çalışırken acaba bu arkadaş kendine madalya takılacak mı sanıyor demekten kendinizi alamazsınız.

O kadar çirkin örnekleri varki hangisinden başlasam bilemedim şimdi. Ben iyisi en nefret ettiğim tiplemeden başlayayım. Ve karşınızda madalya adayları;

* Bildiğiniz üzere birçok iş yerinde çay servisi , temizlik hizmeti yapan çalışma arkadaşlarımız vardır. Onlarda hepimiz gibi çalışarak evine ekmek götürmek derdindedir. Madalya peşinden koşan o çirkin şahsiyetler kendilerine en kolay lokmasını bulmuştur kendince. Çıkarlarıyla uyustugu kişilerle gayet nazik konuşabilen bu şahıslar onlara karşı bir böcekmis gibi her  türlü ezici davranışta bulunmaktadır. Emir cümleleriyle konuşur onlarla.(Git şurdan şunu al, hadi bana şunu kapta gel gibi utanmasa donunu bile aldırır!)  Özellikle yönetici vasfim var gösterisi yapabilmek için bak şuraya temiz değil böyle şey olurmu ya diyerekten artistik bir ruh haline girer, fırsat buldukça yöneticisi veya patronuna şikayet ederler. Ne yazıkki bu tipler kendileri gibi kişiliksiz patronları tarafından pek bir sevilirler.

 Sırf şubedeki prizin yerini bulamadı diye şikayet edilen ve bu yüzden patron tarafından olmadık hakarete maruz kalan, yaşı azar işitme konumunu çoktan geçmiş ,temizlik görevlisi iş arkadaşımın düştüğü duruma bizzat şahit oldum. Kendi adıma onu şikayet eden kişiyi o günden sonra insan yerine almadım.  Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dememeli asla,gün gelir o yılan sizide sokar! Bir priz yüzünden karşısındaki insanı çocuk gibi azarlayan patronla da çalışmadım. Allah a şükür çalışanlar her yerde para kazanır. Sırf para için insan taklidi yapan kendini bilmezlerle aynı ortamı paylaşmanın anlamı yok. Ne malum aynı haraketleri banada yapmayacağı.

*"Güçlüğe hemen hemen her insan dayanabilir fakat onun karakterini sınamak istiyorsanız ona yetki verin. " demiş Abraham Lincoln. Ne güzel söylemiş, diline sağlık. Kendilerini ben yetkiliyim sıfatıyla kaf dağının tepesinde görerek bıyık altından ya da alenen çalışma arkadaşlarına her türlü ezici davranışta bulunmayı görev bilirler. Yanlış anlaşılmasın aralarında nadirde olsa durduğu yeri hakeden değerli insanlarda vardır muhakkak ,onlardan bahsetmiyorum tabiki. Bu tipler genelde yetkili olmanın insanlara bağırıp çağırarak, emrederek ve dahi onları yalancı konumuna getirip küçük düşürmek olduğunu sanacak kadar basittir. Kendilerine yanlış davrandığını dile getirdiğinizde sizi saygısız adleder ve biletinizi kesmek üzere hemen kolları sıvarlar. Kendi üstlerine iyi yönetici olduğunu böylelikle ispat ettiğini düşünürler. Eğer onun bir üst yetkiliside böyle bir kalitesizliği kabul edebilcek kadar basitse yapılacak hiç bir şey yoktur. Yani ya bu deveyi güdersiniz ya bu diyardan gidersiniz. Gütmeyin arkadaş!

Ben bunlardan çok örnek gördüm malesef. Ama içlerinde öyle biri vardı ki diğerlerinin onun yanında başarısı tartışılamaz. Madalya yarışında hepsini geride bırakır. Neden mi? Şimdi bu yetkili Kişinin en büyük özelliği kimseye güvenmediğini hergün dile getirirmekti  ve tüm çalışan arkadaşlarına Müslüman oldukları için kalitesiz olduklarını hatırlatırdı.  Kendisi sanırsın fransız!  Temizlik görevlisi arkadaşın akrabasını küfür ederek şubeden kovduğunu hiç utanmadan anlatması seviyesizliğin bu kadarına pes dedirten cinsteydi. Kurumsal bir firmada yetkili ama karakter yoksunu bu tiplemeye tahammül etmek benim için olanaksız dı. Çalışma arkadaşlarımı şikayet etmek prensiplerime aykırı olduğundan istifa ettim.  Kesinlikle pişman değilim aynı zamanda. Belki mükemmel biri olmayabilirim ama birinden rahatsız olmak için asla illa gelip bana direk hakarette bulunmasını beklemedim. Asla para uğruna kimseye kendimi ezdirmedim. Heleki kendi dinini , milletini küçük gören biriyle aynı ortamı paylaşmak ne mümkün. Arkadaşlarım giderken onu şikayet etmemi rica ettiler.  Etmem! Bana göre o insanla halen aynı ortamı paylaşmaları büyük hataydı . Hep birlikte istifa verseler onun gibiler dersini alacaktı .

* Kompleksliler var birde. Çalışma arkadaşı çok güzel ve dikkat çekici biriyse nedenini hiç anlamadım ama rahatsız olurlar. Sanki güzel olan arkadaşının ayağını kaydırirsa onun güzelliği kendine verilecek. Birde üzerine o güzel arkadaşı başarılıysa hemen kuyusu kazılmalidir ona göre. Bu arada o güzel çalışma arkadaşından yüz bulamadı diye biletini kesmeye çalışan karşı cins yarışmacı da çabası. Kim demiş güzellik her kapıyı açar diye. Güzellik iş hayatında bir dezavantajdır. Patron yada müdürle özel bir münasebetin yoksa tabi.  Mesela bankalarda evli çiftler aynı şubede bulunamaz.  Çok doğru bir tutumdur bana göre.

Anlatmadan geçemiycem. Çalıştığım bir kurumda çok güzel bir iş arkadaşım vardı.  Eşinden ayrılmıştı ve birde kız çocuğuyla beraber hayat mücadelesi veriyordu. Kendisinin bu çabasını takdir ediyordum. Bazıları ondan çok rahatsızdi. Biri güzelliğini kıskanıyordu diğeri elde edemediği için çamur atıyor ve diğerleri de kurdukları gruba yalakalik olsun diye türlü çirkinlikler yapıyordu. Ve hatta böyle densizliklere karşı ciddiyetimi gayet net göstermeme rağmen banada alenen onu dışlamami söylediler. Bu nasıl bir edepsizlikti  ve en kötüsü hiç utanmadan açık açık tehdit ediyorlardı.  Çalışma hayatım boyunca beni en çok üzen durumdur. Ben tabiki kabul etmedim böyle bir şeyi .Benim hayatımın merkezi o iş yeri değildi, asla olamaz! Ve başardılar! Kovdurdular onu! Bu nasıl bir ... Bunu yapanları tarif edecek kelime bulamıyorum!


* Primle çalışan arkadaşlar vardır birde. Onlardan bazıları kendinden yüksek prim alanı hazmedemezler. Türlü hilelerle ve hatta satışlarını çalarak yada çaktırmadan engel olarak rakiplerini imha etmeyi bir borç bilirler. Sanki dersin çalışma arkadaşı satış yapamayınca yada kovulunca onun maaşını kendine verecekler. Ve her nedense satış işi yapanlara çoğu kurumda yarış atı muamelesi yapılır. Satış yapabilmek mühim bir kabiliyetken maalesef ülkemizde ayaklar altındadır. Bu konu çok uzun bir konu sadece bunu söylemeden geçmek istemedim.

Daha söylenecek çok şey var ama destan yazmam gerekir. Kısacası arkadaşlar bu insan kılığında dolaşanlara prim verilmesinden hep rahatsız oldum. Kendi çapımda birşeyler yapmaya çalıştım. Tüm bunları anlatıyorum çünkü bir çözüm olsun isterdim.  Ama çözüm Yoksa da en azından yeni nesil arkadaşların bu basitliklere müsade etmemesini diliyorum.

Madalyalarınızı taktiniz belki ama bilinki hiç bir kötülük bu dünyada cezasız kalmayacaktir. Ve diyorumki; Dikkat ediniz! Şeytanlar zannedildiği gibi geceleri dolaşmaz, çoğu gündüzleri yanıbaşımizdadir.

Bu Şeytanlara uymayan arkadaşlara ,evladını kimseyi ezmeyecek ve kendinide ezdirmeyecek aynı zamanda kimsenin hakkını yemeyecek bireyler olarak yetiştiren ailelere saygılarımı sunuyor ve iyi yolculuklar diliyorum. .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder